İslam

İslam İle İlgili Herşey

Yahudilerin beklediği peygamberin ırkı nedir?

Medine'deki Yahudiler, yakında yeni bir peygamber geleceğini, Tevrat'ı tasdik eden, yani tevhid ve diğer temel itikad konularıyla dinin aslî hedeflerinde Tevrat'la uyuşan, ayrıca Tevrat'ın son peygamberle ilgili müjdesini doğrulayan (Râzî, III, 180) yeni bir kitap indirileceğini biliyor; bu peygamberin ve getirdiği kitabın tevhidi yeniden hâkim kılarak, Yahudiliğin de düşmanı olan putperestliği ortadan kaldıracağına, böylece Musa (as)'ın dinini yeniden güçlendireceğine ve bu suretle kendilerinin de Medine müşrikleri karşısında üstün duruma geçeceklerine inanıyorlardı. (İbn Atıyye, 1/178)
 
İşte bekledikleri peygamber ve kitap geldiğine göre, onu Araplar'dan önce kendilerinin kabul etmeleri gerekirdi. Fakat onlar inkâr ettiler. Çünkü bu peygamber, umduklarının aksine, İsrâiloğullarından değil Araplar arasından gönderilmişti.

Bu ayetin devamındaki ayette, Hz. Muhammed (asv)'in peygamberliğini inkâr etmelerinin nedenlerinden birinin, ırkçılk olduğu bildirilmektedir:
 
"Allah'ın, kullarından dilediğine peygamberlik ihsan etme­sini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı da) inkâr karşılığında kendilerini harcamaları ne kötü şeydir! Böylece onlar gazap üstüne gazaba uğradılar. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır." (Bakara Suresi, 2/90)

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Risalet ve velâyet nedir?

Risalet, Allah’tan bir tavzif (görevlendirme), velâyet ise Allah’a bir yükseliştir. Yani, Allah bazı insanları, insanlara resul olarak göndermiştir. Bu bir görevlendirmedir. “Allah kime risalet görevini vereceğini en iyi bilendir.” (En’am Sûresi, 6/124) ayetinin hükmünce, kim buna ehilse, görevlendirilir. İlk insan Hz. Âdem, aynı zamanda ilk peygamberdir. “Her ümmet için bir resul vardır.” (Yunus Sûresi, 10/47) ayetinin belirttiği gibi, her kavme peygamber gönderilmiştir. Hz. Muhammed (asm.), son peygamberdir (Ahzab Sûresi, 33/40), risaleti bütün insanlığa şümullüdür.

Risalet,
Peygamberimizle noktalanmıştır. Fakat velayet devam etmektedir. Risalet ve velayet, birbirine karışmayan iki deniz gibidir. Hiçbir veli nebi mertebesine ulaşamaz.

Velayet,
risaletin bir delilidir. Risaletin tebliğ ettiği iman hakikatlarını velayet bir nevi kalbî müşahede ve ruhanî zevk ile, aynelyakîn derecesinde görür, tasdîk eder. (1)

Risalete mucize verilmiştir, velayete de kerâmet. Keramet, Allah’ın veli kullarında meydana gelen harikulade hallerdir. Mesela, gönüllerden geçeni bilmek, bast-ı zaman ve tayy-ı mekan gibi.

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Hz. Nuh (as)'ın gemisi nasıldı?

Peygamberler, göstermiş oldukları mucizelerle hem davalarını ispat etmişler, hem de maddi terakkinin rehberi olmuşlardır.

Hz. Nuh (as)'ın gemisi de bir kudret mucizesidir. Bilindiği üzere Cenab-ı Hak, Hz. Nuh (as)'ı putperest olan kavmini imana davet etmesi için peygamberlikle vazifeli kılmış, ancak kavminin bunu kabul etmemesi üzerine bir gemi yapmasını emretmişti. Daha önce hiçbir gemi yapılmamış olduğundan, bu ilk gemiyi yapmak Hz. Nuh (as) için çok zordu. Ancak Cenab-ı Hak, ona nasıl yapacağını vahyetti ve Hz. Cebrail (as)'ı da “yardımcı” olarak gönderdi.

Hz. Nuh (as), Cebrail (as)'ın ve kendisine inanan müminlerin yardımıyla iki veya dört yıl içinde geminin yapımını tamamladı.

Hz. Nuh (as)'ın yaptığı bu geminin büyüklüğü hakkında çeşitli rivayetler vardır. Doğrusu, Hz. Nuh (as)'a inanan seksen müminle, bunların ihtiyaç maddelerini ve orada mevcut olan hayvanlardan birer çift alabilecek büyüklükte olduğudur.

Ama bu gemi için asıl mühim olan husus, onun alelade yelkenli bir gemi olmayıp, buharlı bir vapur olduğudur. Asrımız müfessirlerinden Elmalılı Hamdi Yazır, “Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakit” (Hud Sûresi, 11/40) mealindeki ayet-i kerimede geçen “tennur” ve “feveran” kelimelerinden hareketle, bu geminin buharlı olduğunu söylemektedir.

ZAfer Dergisi

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Güncellemeler

İçerik yayınları