Köşe Yazarları

Köşe Yazarlarının Yazdıkları Bu Alanda Sıralanır.

Birikmiş notlar

Önce hayırlı Ramazanlar.
Sonra da şunu hatırlatalım.
Gösterişli, şatafatlı ve de bazen siyaset bazen ticaret kokan medyatik iftar davetlerine başlamayın yine.
Hele oruç tutmayanları o sofralarda aksesuar olarak hiç kullanmayın.
Yakışık almıyor.
Ekmeğimizi paylaşacağımız garip gureba bellidir.
Bu işi sosyete davetlerine çevirmeyin.

***

Diğer notumuz... 3. Boğaz Köprüsü.
“O kafa” yine kendini gösterdi.
Madem ki birileri rant elde edecek, öyleyse köprü yapmayalım diyor...
Ne kafa ama.
Köprüyü nereye yaparsan yap, birileri mutlaka rant elde edecek.
Çaresi yok.
Bu sebeple köprüden vazgeçilir mi?
Haa... Başka makul gerekçelerin varsa onu söyle. Trafiği hafifletmez de, daha da kargaşa getirir de, şehrin planını bozar de, ormanları bitirir
suyu kurutur de, astarı yüzünden pahalıya gelir de... De oğlu de. Kabul ederim.

Hele Candaş Tolga Işık’ın bugünkü yazısında belirttiği gerekçeyi de sayarsan bin kere kabul ederim. Ama dersen ki birileri rant elde edecek...
Ben de derim ki kafaya bak.
İş yapmayan ve yaptırmayan kafa.
Tanırım o kafayı.
Ta 1. Köprü’den.
Ta Keban’dan tanırım.

***

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Halkın gündemi çok farklı..

"Son yılların en büyük dalgası" diyor, bütün televizyonlar ve gazeteler.. Sür manşetler, süper manşetler.. Sabahtan akşama canlı yayınlar.. Baştan aşağı ana haberler..
Sanırsınız yer yerinden oynuyor..
Hayır.. Halkın umurunda değil.. Bütün öğleden sonra Ortaköy'de oturdum.. İnsanlar geldiler, geçtiler.. Oturdular, konuştular.. Öpüştük, resimler çektirdik.. O sırada televizyon açık.. Kocaman kocaman "Son Dakika", kocaman kocaman "Balyoz" yazıları..
Bir kişi de ekrana baksın ve bana "Neler oluyor Hıncal Bey?.. Ne düşünüyorsunuz" desin.. Bunlar sokaktaki insanlar.. Kılık kıyafetlerinden görüyorum.. "Halk" dediklerimiz.. Orta alt sınıf genelde..
Akşam evdeyim.. Maç günü.. Konuklarım bu defa toplumun daha yukarı kesimlerinden.. Hemen hepsi üniversite mezunu.. Hemen hepsi önemli işlerin sahibi.. Yani ekonominin tam içinde..
Evde televizyon kapalı.. Bir tanesi de "Hıncal Ağbi kıyamet kopuyor dışarda.. Aç şu televizyonu, bakalım neler olmuş" demiyor.. Bir kişi o son yılların en büyük dalgasını merak etmiyor.. Konuşmuyor..
Neden, peki?..
Açık!..
Bu ülkede darbe olacağına, olabileceğine inanıyor musunuz?. Diyelim oldu. Darbecilerin içeriden, ya da dışarıdan destek görmeleri mümkün mü?. Bu destekler olmazsa, darbecilerin bir gün başta kalması mümkün mü?. Türk ekonomisi çöker, Türkiye çöker.. En evvel de darbe çöker.
Yani.. Günümüz koşullarında, Türkiye'yi geri kalmış bir Afrika ülkesi sanıp darbeye kalkışanın geri zekâlı da değil, çılgın olması gerek. Diyelim bu çılgın, ya da çılgınlar var. Peşlerinden kaç kişi gider?.
Özet.. Bu ülkede bundan sonra darbe marbe olmaz..

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Bizim tren Batı'dan uzaklaşıyor mu?

Türkiye, Batı'ya doğru, biraz yokuşlu bir yolda ve epey rotarlı gitse de, istikrarlı şekilde ilerleyen bir trende. Trenin koridorlarında şöyle bir ferahlamak için bile aksi istikamete doğru yürüdüğünüzde, kimileri 'Türkiye Batı'dan uzaklaşıyor!' diye yaygara koparıyor.

 

Bu yaygaraların farklı merkez üsleri var. Bir kısmı da Washington'da. Sesi en çok çıkanların başında ise, varlığını İsrail varlığına ve/veya İslam'la mücadeleye adamış bazı düşünce kuruluşları ile onlara hizmet eden Türk ve Amerikalılar geliyor. Propaganda yapmada ve kafa karıştırmada pek mahirler. Türkiye konusunda bilgisizliğin hakim olduğu bir şehirde, bunu başarmak çok da kolay.

Türkiye'deki biraderlerinden de beslenen bu kesimler o kadar etkili ki; mesela Washington Büyükelçiği'ndeki 29 Ekim resepsiyonunda konuştuğum Türkiye için lobicilik yapan bir Amerikalı, bir kısım Türk ve Amerikalı tanıdıklarının kendisine şu tür kaygıları ilettiklerini söylüyor: Türkiye teokrasiye mi dönüşüyor? Erdoğan, Menderes'in yaptığı hataları mı tekrarlıyor?

Soruların geliş biçiminden, hangi ideolojik menbalardan beslendikleri hemen anlaşılıyor tabii. Zehirlenen beyinlerden hangi birine ulaşacaksınız da 'Menderes ülkesine hizmet etmekten başka ne 'hata' yapmıştı da canice asılmıştı?' diyeceksiniz? Ya da 'Acaba Erdoğan Menderes'in hatalarını mı tekrarlıyor, yoksa birileri Menderes'e karşı şenaatlerini Erdoğan'da da tekrarlamak mı istiyor?' diye soracaksınız?

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Tersten çakan okurlara yanıt

- SORU: İzzet Çapa’nın Circus adlı mekanını övmüşsünüz. Merak ettim... Acaba hesap ödediniz mi?
 

Yazının tamamına erişmek için üye olmanız gerekmektedir.

Güncellemeler

İçerik yayınları